The Witness Nedir?

0 45

2016 senesinde tasarlananan oyunlara kıyasla en fazla ilgi toplayan, Jonathan Blow’un öncülük ettiği Thekla Inc. tarafından hazırlanan bulmaca/ macera kategorisindeki The Witness idi. Oynayanın düzenli bir algoritmaya sadık olmadan her yerine erişilebilir bir island içinde karşısına çıkacak gizemleri kavrayarak hikayeye dair tip’leri bulmaya çalıştığı, grafiksel itemlerden daha önce rastlanılmamış bir metinleme oluşturma uğraşına dek bütün hususlarıyla hayret ettiren ettiren oyun, The Witness.

Hikaye, Myst’tekini andırıyor, üzerinde bilgi sahibi olamadığımız bir kahramanın gözlerinden bakıyoruz. Gizemlerle donatılmış bir island, tip’lerle çözülebilecek bir hikaye. Kahramanımız oyunun başladığı sığınaktan ayrıldığı an itibariyle birbirinden farklı gizemlerle karlı karşıya kalıyor. Ardından on bir bölümden oluşan bir island’ da bulunduğumuzu farkediyoruz. Island’ın her bir parçasında gizemler çeşitli sorunlarla önümüze çıkıyor. Çözümlediğimiz gizemler adada farklı kapıları bizlere açıyor ve kahramanımızın bulmacada gelişmesini sağlıyor. Kahramanımız her bir bölümde bulunan ışıkları island merkezindeki mountain’e tutuyor. Hepsi bittiğinde mountain’in içerisine ilerleyerek hikayeyi bitiriyoruz.

Macera kategorisindeki game’lerde hikaye, farklı kategorilere kıyasla epey yoğundur ve gamer’dan karşısına çıkan sorunları, büyük oranda aklını çalıştırarak çözmesi ve hikayede gelişmesi istenir. Elbette bahsettiğimiz aklını çalıştırma değişkendir, oynayan kişi algoritmayı çözene dek hikayede ilerleyemez, resmen kabiliyetsizliği sebebiyle cezalandırılır.

Lisenin başında The Curse of Monkey Island (1997, Lucas Arts) oynarken zorlandığımda, ilk olarak çantamdaki tüm nesneleri aralarında uyuşturmaya çabalar sonra da game world içinde dokunabildiğim her nesne üzerinde etkileşim yaratmaya uğraşırdım. Saatlerimi alan bu çabalar, günlerce devam edecek göz seğirmeleri ve oyunun sahipleri üzerine kesinlikle ağza alınamayacak çığlıklarla nihayetlenirdi..

The Witness, sergilediği free world sayesinde macera türünün bu berbat yanını büyük oranda yok ediyor. Fakat ayrıca belirtmem gerek, hikayedeki birtakım gizemler ciddi anlamda hard. Gizemler esnasında kalemle notlar almak amacıyla screene sabitlediğim bir post-it (evet post-it) ve her tarafı planlarla donatılmış sayfalar masamın üzerinde duruyordu.

The Witness’ın tasarı sahibi Jonathan Blow, hikayeyi anlamlandırmayı, oyuncunun düşüncelerininin bir dışavurum biçimi olarak oluşturmaya çabalamış. Island içerisinde gezinirken rastladığımız sound recording, önümüze çıkan putlar, birtakım gizemleri sonuçlandırarak elde ettiğimiz görüntüler The Witness’ın teması üzerinde yalnızca minik ışıklar tutuyor, yorumlama, canlandırma veyahut bir araya getirme tamamıyla gamer’a ait.

Adada aldığımız pek çok sound recording ve görüntünün buluştukları nokta amaca farklı şekillerde yaklaşmaları. Söylemek istediğim The Witness’ın bilgi felsefesi ile ilişki barındırdığı. East/ West philosophy’den tarihi anıtlara, scientist’lerin görüşlerinden game designer’ların seçimlerine dek büyük bir aralıkta verilen game informatian’ları bir algoritma olmaksızın bir araya getirmeye uğraşıyoruz.

Şu ana dek açıklamaya çabaladığım masalsı karmaşıklık, The Witness tasarımcısını önceden de takip eden oyunculara göre alışılmış şeyler.

Oynadığım süre boyunca hayatıma agresiflik katmış olsa da bitirdiğinizde hunharca rahatlayacağınız tatlı oyun.

Oynayın, oynatın!

İyi eğlenceler ve şanslar <3

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku