Detroit: Become Human Nedir?

0 84

“yapay zeka ya insanlığın basına gelen en iyi şey yahut en kötü şey olacak.” – elon musk

şimdiye kadar gerçekleştirmiş olduğimiz en büyük başarımız neydi sizce? Ateşi keşfetmemiz mi? Yazıyı icad etmemiz mi? Ticaret mi? Gemi üretmemiz mi? Yoksa uzaya çıkmamız mı? Probleminin cevabı kişiye göre değişecektir, ancak insanlar her zaman üretebileceği en karışık, en komplike şeyleri dönüm noktası saymaya devam edecek. Insan şeklinde sürekli bir karmaşıklığa sahip bir canlı, üretilebilir mi? üretmek yanlış kelime, öykünmek edilebilir mi? Bir ihtimal bigün, aslolan sorun bunu gerçekleştirdikten sonra karşımıza dikilecek. Bizlere benzeyen, bizim gibi düşünen bir varlık, bizimle eş olabilir mi? Işte böylesine ciddi ve gelecekte bizi bekleyen bir soruya yanıt arıyoruz, quantic dream’in son oyunu, detroit: become human’da.

Hikayenin ana konusundan sizlere özetlemek gerekirse bahsetmek istiyorum. Detroit: become human, yakın gelecekte işleniyor. Insanoğlunun teknolojik olarak artık çağ atladığı, suni zekaların artık hayatımızın her alanına iliştiği, hatta bizlere benzedikleri, hatta ve hatta bizden ayırt bile edilmelerinin güç olduğu bir vakit dilimindeyiz.

Detroit’teki bu yapay zekalı robotlara bizlere uzak olmayan bir tabirle android deniliyor. Android’ler öylesine gelişmiş ki, fabrikalarda, yollarda, iş yerlerinde, evlerde, sokaklarda köle benzer biçimde çalıştırılıyor. Toplumun geneli ise android’leri kendileri için çalışan birer makineden ibaret görüyor. çoğu vakit hor görülen, itilip kalkılan android’ler, gelişen bazı vakalar daha sonra kendi bilinçlerini kazanmayı başarıyorlar. Aslına bakılırsa kendi şuurlerini kazanmaktan çok, esasen mevcud bir olguyu ortaya çıkardıklarını ve kendi zihinleri içerisindeki parmaklıkları aşıp, özgür kaldıklarını söyleyebiliriz. Bu vaziyet sonrasında ise gelişen olayları deneyimlediğimizi belirtebilirim.

“insan olmak, yahut olmamak. Işte bütün mesele bu.”

Detroit: become human’da mevzuya giriş yapmış olduktan hepsinı android’lerin bakış açısından oynuyor olacağız. Onların özgürleşme çabalarını, kendi kafalarınaki parmaklıkları aşmak için verdikleri mücadeleyi, seçimlerini bire bir deneyimleyebiliyoruz. Fakat her ne kadar oyun süresince android’leri test ettiğimizi biliyor olsak da, geçirdiğimiz zarfınca oyundaki bu robotlar ile empati kurabiliyorsunuz. Fakat burada ilginç bir durum laf konusu.

“suni zeka bilişsel işlerde pek çok insanın yerini alabilecek noktaya vardığında işgücüne ne olacak? Amaçsız ve işe yaramaz insanlardan oluşan dev gibi yeni derslikın siyasal etkileri neler olacak?” – yuval noah harari

Oynanışında ise analog ile kontrol ettiğimiz bir karakter, yerden ufacık bir şeyi kaldırmak için bile yaptığımız analog hareketleri, aksiyon esnasında ekranda beliren tuşlara doğru zamanda basmak benzer biçimde durumlar önceki oyunlardaki benzer biçimde detroit’te de karşımıza çıkıyor. Ek olarak farklı tuşlara zamanında basmanızı isteyen qte’lerde yapacağınız yanlışların neticeları da ölümcül olabiliyor, hatta ana karakterinizi dahi kaybetme şansınız bulunuyor. Oyunda herhangi bir şekilde kayıt sistemi olmadığı için de hatalarınızı telafi etme, tekrar tecrübe etme şansınız bulunmuyor. şu sebeple her an tetikte olmanızı tavsiye ediyorum, hiç olmadık yerden gelişen vakalar dolayısı ile kötü neticelar alabilmeniz olası.

şimdi tabii ki konu bir quantic dream oyunu olunca oyundaki seçimlerimiz de önem taşıyor. Peki gerçekten hikayeye tesir edebiliyor muyuz? Oyunun bölüm sonu grafikleri üzerinden de aslında farklı sonuçların arada ciddi farklar yaratabildiğini kestirmek güç değil. Aslına bakarsanız ana karakterlerin dahi ölebildiği bir yapımda seçimlerin nötr kalacağını düşünmek pek mantıklı olmaz. Doğrusu şunu söylemekte bir sakınca görmüyorum, evet, seçimleriniz oyunun tempoını ciddi şekilde değiştirebildiği gibi, oyundaki android’lerin de kaderini etkileyebiliyor.

Bir suni zeka turing testini geçebilecek kadar zeki ise, geçemeyecek kadar da zekidir.

Oynanış tarafında ilginizi çekebilecek birkaç şeyden daha anlatmak istiyorum. Oyundaki ana karakterlerimizden biri olan connor, demoda da görmüş olduğumüz üzere bir android dedektif, oyundaki amacı ise android’lerin niçin bilinçli hale geldiğini çözmek. Connor ile oynadığınız bölümlerde olayları çözmek için dedektiflik yapıyoruz. Yapay zekalı bir android olmamız ötürüsı ile ortamlardaki deliller ile olan vakaı yeniden canlandırabilip çözüme ulaştırma şansımız oluyor.

Oyundaki bir öteki karakterimiz olan kara ile ise çok uzun seneler önce playstation 3 için hazırlanan teknoloji demosunda tanışmıştık. Oyundaki hikaye içinde de sıkça test ettiğimiz kara, şahsen detroit içerisinde en fazla sevmiş olduğim karakter oldu. Romantik olarak empati kurabildiğiniz kara ile rollendirirken seçimlerinizi olası olmasıyla birlikte dikkatli yapmanızı tavsiye ediyorum, kendini sevdirdiği için oyun sırasında onu kaybetmek, bütün hevesinizi kaçırabilir. Son karakter markus’a ise hiç değinmeyeceğim çünkü kendisinin hikaye üzerinde rolu çok efsunk ve söyleyeceğim en küçük teferruat kafanızda bişeyler oluşturup oyundaki sürprizleri bozabilir. Sadece markus karakterinin de oldukca detaylı hazırlandığını belirtebilirim, ayrıca en efsunk aksiyon sahneleri de markus ile canlandırırken karşımıza çıkıyor.

Zekayı ortaya koyabiliyorsak şayet, yapay olmasının bir önemi var mıdır?

Yavaş yavaş son sözlere geçmeden önce teknik anlamda da bir iki kelam etmek istiyorum. öncelikle oyunun grafikleri ile başlayalım. Detroit: become human, playstation 4 üzerinde oynayabileceğiniz en reelçi grafiklere haiz yapımlardan biri. Karakter modellemelerinden ışıklandırmaya, gölgelendirmeden kaplama detaylarına, bölüm kurmacamlarından efektlere kadar herşey en ince teferruatına kadar hazırlanmış. Gerçek anlamda oyunda bulunmuş olduğunuz bölgelerin gerçek birer yer olduğuna inanıyorsunuz. Ayrıca heavy rain ile kendini kanıtlayan yağmurlu havadaki görsel efektler gelişerek oyunda yer bulduğu gibi, quantic dream karlı havalarda da neler yapabileceğini kanıtlamış. Oyundaki karlı görüntüler öylesine görkemli ki, onlarca kere durup çevreı izlediğimi söyleyebilirim.

Hür iradeye sahip bir suni zeka ürettiğimiz gün, ahlak denilen olgunun da nasıl oluştuğunu çözmüş olacağız, ve insanlık tarihini baştan sonra değiştirecek en efsunk bulgu olacak.

Sesler tarafında da hem seslendirme, aynı zamanda ses efektleri muazzam olmuş. örneğin ortasında halı olan bir merdivende bir ayağınız tahtaya değdiğinde farklı bir ayak sesi, öteki ayağınız halıdayken farklı bir ayak sesi duyuyorsunuz. Böylesine ince detaylara önem gösterilmesi oyunun inanılabilirliğine ciddi katkı sağlamış. Müziklerin de görüntüler ile uyumu başarılı, kulağınızı tırmalayan hiçbir müzik ile karşılaşmıyorsunuz. Animasyonların da uyumu ve özellikle mimikler ile tamamlanan görüntüler sizi hayrete düşürebiliyor. Karakterlerin göz yaşları yavaş yavaş akarken siz de koltuğunuzun başlangıcında duygulanabiliyorsunuz. özellikle kara ile oynadığınız bölümlerde duygu seli yaşanmış olan biroldukca konum sizleri bekliyor.

şimdi gelelim son laflarımıza. Quantic dream’in yeni oyunu detroit: become human, oynamaya, satın almaya değer mi? öncelikle yapay zekalar kosununda en küçük bir merakınız, ilginiz var ise bu soruya direkt olarak evet diyebilirim. Eğer mevzu ile uzaksanız, ancak öykü tabanlı yapımlar siz değerli ziyaretçilerimizin ilgisini çekiyorsa incelemeyi baştan uca bir okuyunuz, karşılacağınız ana felsefi konular ilginizi çekecektir. Oyunun ilk çeyreği hariç oldukça tempolu, sizleri meraklandıran bir yapım detroit: become human. Beklentilerinizi çok yükseltmediğiniz sürece hayal kırıklığına uğramayacağınızı söyleyebilirim. Sizleri seçimleri ile zorlayacak, yeniden oynanabilirliği hayli yüksek olan bu yapımı, şahsen satın almanızı ne olursa olsun tavsiye ediyorum.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku